Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan hükümeti Donald Trump yönetimi ile işbirliğini derinleştirirken, Türkiye ABD’nin İran’a yaklaşan saldırısına karşı arabuluculuk yapmaya çalışıyor. Son günlerde Türk hükümeti yetkilileri artan endişelerini dile getirdiler ve Washington ile Tahran arasında diplomatik ilişkilerin kurulması yönünde girişimlerde bulundular.
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan sosyal medyada yaptığı açıklamada ABD ile müzakerelerin başlaması için Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi’ye talimat verdiğini duyurdu. Erdoğan salı günü Suudi Arabistan ve Mısır’ı kapsayan iki günlük bir yolculuğa çıktı ve görüşmelerde “İran krizinin daha fazla tırmanmaması için neler yapabileceğinin” değerlendirileceğini söyledi.
Axios’un iki kaynağa ve bir ABD yetkilisine haberde göre, “Beyaz Saray temsilcisi Steve Witkoff ile İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi’nin, olası bir nükleer anlaşmayı görüşmek üzere Cuma günü İstanbul’da birkaç Arap ve Müslüman ülkenin temsilcileriyle bir araya gelmesi bekleniyor.”
Bu görüşme iddiası, 30 Ocak’ta Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile Erakçi’nin Ankara’da yaptığı görüşmenin ardından geldi. Ortak basın açıklaması sırasında Fidan, “… sorunların çözümü için askeri seçeneklere başvurulmasına karşıyız. Bunun [askeri seçeneğin] çok fazla işe yarayacağına inanmıyoruz. Müzakere ve diplomasiyi savunuyoruz,” dedi. “Tarafları müzakere masasına çağırıyoruz,” diyen Fidan, müzakereler “İran’ın uluslararası sistemle bütünleşmesinin yolunu açacaktır,” diye ekledi.
Fidan ocak ayı sonunda Al-Jazeera televizyonuna verdiği demeçte, “İran’a saldırmak yanlış. Savaşı yeniden başlatmak yanlış. İran nükleer mesele üzerinde yeniden müzakereye hazır,” demişti.
Aynı günlerde Türk basınında Ankara’nın komşu İran ile sınırından göç dalgasını önlemek için bir tür “tampon bölge” kurma planı geliştirdiği haberlerinin çıkması, İran’a bir ABD saldırısı olasılığının ciddiyetini vurgulamaktadır.
93 milyon nüfuslu İran’a yönelik yeni bir emperyalist saldırı, aralarında Türkiye’nin de olduğu ABD müttefiki güçleri hızla içine çeken bölgesel bir savaşa dönüşme tehlikesi taşıyor. Böyle bir savaş, Ortadoğu genelindeki jeopolitik istikrarsızlığı daha da derinleştirirken, emperyalizmden ve Siyonizmden nefret eden geniş emekçi ve gençlik kitlelerini daha radikalleştirerek işbirlikçi rejimleri sarsabilir.
Trump yönetimi Ortadoğu’ya büyük bir askeri yığınak yaparak geçtiğimiz hazirandaki yasa dışı saldırının ardından İran’ı yeni bir savaşla tehdit ederken, ülkenin Dini Lideri Ayetullah Hamaney pazar günü Tahran’da yaptığı konuşmada, “Bu sefer savaş başlatırlarsa, bunun bölgesel bir savaş olacağını bilmeliler” uyarısında bulundu.
Ocak ayı ortasında, Trump İran’da devam eden protestoları kendi çıkarına kullanıp Tahran’ı vurmakla tehdit ederken, ismi açıklanmayan bir üst düzey yetkili, İran’ın bölge devletlerinden bir ABD saldırısını önlemelerini istediği bildirilmişti. Reuters’ın aktardığına göre aynı yetkili, “Tahran, Suudi Arabistan ve BAE’den Türkiye’ye kadar bölge ülkelerine, bu ülkelerdeki ABD üslerinin saldırıya uğrayacağını bildirdi,” demişti. Türkiye, ABD’nin bölgedeki operasyonları için kullandığı İncirlik’teki hava üssüne ev sahipliği yapıyor. Ayrıca Kürecik’te bulunan radar üssünün İran’a ve müttefiklerine karşı istihbarat sağladığı belirtiliyor.
Trump yönetimi Venezuela’nın ardından İran’ın enerji kaynaklarına el koymak ve başta Çin olmak üzere küresel rakiplerinin enerji ve tedarik zincirlerini kontrol altına almak istiyor. Trump’ın “dostu” Erdoğan liderliğindeki Türkiye ise komşusu İran’a açılacak büyük çaplı bir ABD-İsrail savaşının sonuçlarının kendisini de olumsuz etkileyebileceğinden korkuyor ve Washington’ın hedeflerine müzakere yoluyla ulaşmasında “iyi polis” rolü oynuyor. Türk egemen seçkinleri, böyle bir savaşın İran’ın denge ağırlığı rolünü ortadan kaldırarak İsrail’in bölgesel etkisini daha da artırabileceğinden ve İran’da bir Kürt ayrılıkçılığını teşvik edebileceğinden endişeliler.
Fidan, Erakçi ile yaptığı görüşme sonrası açıklamada “… PKK terör örgütünün son gelişmelerden istifade etmeye çalıştığını gördük. Bu durum PKK/PJAK terör örgütünün sadece Türkiye için değil İran için de bir tehlike oluşturduğunu göstermiştir. PKK’ya karşı ortak mücadele sergilememiz gerektiğini tekrar hatırlamak istiyoruz,” dedi. İran’daki Kürdistan Özgür Yaşam Partisi (PJAK), Kürdistan İşçi Partisi (PKK) ve Suriye’deki Demokratik Birlik Partisi (PYD), hapisteki Abdullah Öcalan’ın liderliğini kabul eden Kürdistan Topluluklar Birliği’ne (KCK) bağlılar.
Türk burjuvazisi, şimdi Ortadoğu’da İran’ı hedef alan 35 yıllık emperyalist saldırganlığın mağduru değil, suç ortağıdır. Türk egemen seçkinleri, ABD’nin Irak saldırısından Suriye ve Libya’daki rejim değişikliği savaşlarına kadar bölge genelindeki suçlarına doğrudan yardımcı oldular. Bu emperyalist saldırı ve rejim değişikliği savaşlarının sonucunda, Ankara zaman zaman tehdit ettiği Irak’taki Kürdistan Bölgesel Yönetimi ile bir şekilde güçlü bir bağ kurarken, Suriye’de ortaya çıkan fiili Kürt özerkliğini halen bastırmaya ve yeni Şam rejimine tabi kılmaya çalışıyor.
Türk egemen seçkinleri, ABD’nin desteğiyle mümkün olan İsrail’in Gazze soykırımında da ikiyüzlü ve kolaylaştırıcı bir rol oynadı. Ankara ticareti dolaylı yoldan sürdürerek ve Azerbaycan petrolünün Türkiye’den akışına aracılık ederek İsrail’in savaş makinesinin işlemesine yardımcı oldu. Diğer yandan İsrail ile Suriye’de ve Ortadoğu genelinde rekabet artarken, Erdoğan soykırım karşıtı bir retorik kullanarak Filistinlilerin savunucusu pozunu takınmaya çalıştı. Ankara, Trump’ın yeni sömürgeci Gazze “barış” planının Hamas’a kabul ettirilmesinde de rol aldı. Erdoğan şimdi Trump’ın Gazze’deki “Barış Kurulu”na üye olmayı memnuniyetle kabul ediyor.
Türkiye ile İran arasındaki bugünkü sınır büyük ölçüde 1639’daki Kasr-ı Şirin antlaşmasına dayanıyor. 1623-1639 Osmanlı-Safevi savaşını sona erdiren bu antlaşmadan bu yana iki ülke birbiriyle savaşmadı. İran aynı zamanda Türkiye’nin önemli bir doğalgaz tedarikçisi. Türkiye’nin yıllık doğalgaz tüketiminin yüzde 15-20’sinin İran’dan tedarik edildiği belirtiliyor.
Bununla birlikte ne Türk egemen seçkinlerinin kaygıları ne de İran’daki burjuva-dinî rejimin iflas etmiş uzlaşma çabaları Ortadoğu’daki emperyalist saldırganlığa ve yeni sömürgeci savaşa son verebilir. Emperyalizm her yerde tam teslimiyet ve hakimiyet peşinde koşmaktadır. Bu, emperyalizmi ortadan kaldıracak bir devrimci stratejiden başka ileriye giden bir yol olmadığı anlamına gelmektedir.
Dördüncü Enternasyonal’in Uluslararası Komitesi’nin Türkiye şubesi olan Sosyalist Eşitlik Partisi, Türkiye, Ortadoğu ve dünya genelinde işçi sınıfını, ABD emperyalizminin ve İsrail Siyonizminin tarihsel olarak ezilen bir ülke olan İran’a savaş açma tehditlerine kayıtsız şartsız karşı çıkmaya ve buna karşı harekete geçmeye çağırır. Türkiye’deki ABD-NATO üsleri kapatılmalı, Ankara’nın emperyalist-Siyonist saldırganlığa yönelik her türlü desteği son bulmalıdır.
Emperyalizme karşı mücadele, gerçekten devrimci, yani Troçkist bir perspektife dayanmalıdır. Sosyalist Eşitlik Partisi’nin, İlkeler Bildirgesi’nde belirttiği gibi,
…savaşın nedenleri toplumun ekonomik yapısının ve siyasi olarak ulus devletlere bölünmüş olmasının içinde saklı olduğundan, emperyalist militarizme ve savaşa karşı mücadele ancak işçi sınıfını uluslararası devrimci bir strateji ve program temelinde seferber edebildiği ölçüde başarılı olabilir. Savaş karşıtı kitlesel hareket, hükümetlere politikalarını değiştirme çağrısı yapma biçimindeki iflas etmiş perspektifi reddetmeli; işçi sınıfının iktidarı almasını ve savaşın kaynağı olan kapitalizmin sona erdirilmesini hedeflemelidir…
Sosyalist Eşitlik Partisi, emekçilerin özlemini çektiği kalıcı barışa ve demokratik haklara giden tek yolun, Ortadoğu’daki ve emperyalist ülkelerdeki tüm milliyetlerden işçilerin savaşa ve yeni sömürgeci baskıya karşı küresel sosyalizm uğruna mücadelede birleştirilmesi olduğunda ısrar etmektedir. Bu, bir dünya sosyalist federasyonunun parçası olacak Ortadoğu Sosyalist Federasyonu uğruna mücadele demektir.
Bu perspektife katılan Ortadoğulu işçileri, gençleri ve aydınları, bulundukları ülkelerde DEUK’a bağlı Sosyalist Eşitlik Partilerini inşa etmek üzere bizimle irtibata geçmeye çağırıyoruz.
