Perspektif

Trump Amerika’sının gerçek durumu: Sosyal sefalet, diktatörlük, savaş ve sınıf mücadelesinin yükselişi

Başkan Donald Trump, 23 Şubat 2026 Pazartesi günü Washington'da Beyaz Saray'ın Doğu Salonu'nda düzenlenen “Melek Aileler Günü” etkinliğinde. [AP Photo/Evan Vucci]

24 Şubat 2026 Salı sabahı yayımlandı.

ABD Başkanı Donald Trump, salı akşamı Kongre ortak oturumunda yıllık Birliğin Durumu konuşmasını yapacak. Bu konuşma “Zenginlerin Durumu” olarak adlandırılmalıydı; çünkü kendi kendini övmeye yönelik bu demagoji etkinliği, Amerikan yaşamının feci gerçekliğini yalanlar yığınının altını gömecektir.

Konuşma, Amerika Birleşik Devletleri’nin, Bağımsızlık Bildirgesi’nin 250. yıldönümünü kutlayacağı yıl yapılacak. 4 Temmuz 2026’da ülke, “tüm insanlar eşit yaratılmıştır,” diyen ve “Yaşam, Özgürlük ve Mutluluğa erişme” gibi devredilemez hakları savunan belgenin ilanını anacak. Kurucular, Kral III. George’a karşı bir devrim yapmışlardı.

İki yüz elli yıl sonra, Trump Amerika’sı Bildirge’nin ideallerine kendi cevabını şöyle veriyor: milyarderlerin hakimiyetinde, milyarderler tarafından yönetilen ve milyarderler için yöneten bir hükümet; göçmen topluluklarına yönelik silahlı baskınlar; ülke geneline yayılan toplama kampları ağı; ebeveynlerinden koparılan çocuklar ve Minneapolis sokaklarında federal ajanlar tarafından silahsız sivillerin vurulması.

Ve tüm bu süreçlerin üzerinde Jeffrey Epstein’ın pis kokusu dolaşıyor. Adalet Bakanlığının yaklaşık 3 milyon sayfalık belgeleri yayımlaması, Amerikan şirketlerinin üst kademelerini sarsmış; milyarderlerin, üst düzey yöneticilerin ve kıdemli siyasi figürlerin hüküm giymiş bir çocuk cinsel istismarcısı ile bağlantılarını ortaya çıkarmıştır. WSWS Yayın Kurulu Başkanı David North’un yakın zamanda yazdığı gibi, bu dosyalar “ileri bir çürüme aşamasında olan yozlaşmış bir egemen sınıfın ve oligarşik toplumun sosyal fizyonomisini ortaya koymaktadır. Suçları iğrençtir ve leş gibi kokmaktadır.”

Trump’ın kendisi de bu olaya derinden bulaşmıştır. Adalet Bakanı Pam Bondi, devam eden örtbas hakkındaki sorulara, Dow endeksinin 50.000 puana ulaştığıyla böbürlenerek yanıt verdi. FBI belgeleri, milyarder Leslie Wexner’ın 2019’da suç ortağı olarak tespit edildiğini ortaya koyuyor ancak henüz hiçbir suçlama yöneltilmedi. E-postalar, Epstein’ın kaçırdığı kızları “karidesler gibi, kafasını atıp gövdesini sakladığını” gösteriyor. Amerika’yı yöneten egemen sınıf işte budur.

Trump’ın demagojisinin altına gömülecek gerçekleri düşünün. Ulusal borç 38,4 trilyon dolar, yani ülkedeki her bir kişi için 113.000 dolar ve her gün 8 milyar dolar artıyor. Kongre Bütçe Ofisi (CBO), bu yılki açığın 1,9 trilyon dolar olacağını, 2036 yılına kadar bunun 3,1 trilyon dolara çıkacağını ve borcun GSYİH’nın yüzde 120’sine ulaşacağını tahmin ediyor. Bu, ülke tarihindeki en yüksek rakamdır.

Dolar, 2025 yılında yüzde 9’dan fazla değer kaybetti ve 2017’den bu yana en kötü yıllık performansını sergiledi. BRICS ülkeleri yerel para birimi ile yapılan ticaret işlemlerini yüzde 35’ten yüzde 50’ye çıkarırken, dolar düşüş eğilimini sürdürüyor. 2020’den bu yana kümülatif fiyat artışları yıkıcı boyutlara ulaştı: gıda fiyatları yüzde 25’ten fazla arttı, konut maliyetleri yıllık yüzde 3 oranında yükselmeye devam ediyor, doğal gaz fiyatları ise yüzde 10’a yakın artış gösterdi.

Toplumsal eşitsizlik düzeyi tarihsel olarak eşi görülmemiş bir seviyede. En zengin yüzde 1’lik kesim, tüm servetin yüzde 31,7’sini kontrol ediyor ve bu, Fed’in 1989’da bu verileri takip etmeye başladığından bu yana en yüksek oran. Bu kesim, 55 trilyon dolarlık servete sahip ve bu rakam, en yoksul yüzde 90’lık kesimin toplam servetine neredeyse eşit. 935 Amerikalı milyarderin toplam serveti ise 2025 sonunda 8,1 trilyon dolara yükseldi.

DOGE aracılığıyla federal hükümeti tasfiye etmede Trump’a ortaklık yapan Elon Musk’ın serveti 726 milyar dolara yükseldi. S&P 500 şirketlerindeki CEO’ların ortalama maaşı 18,9 milyon dolar. Bu, ortalama bir işçinin maaşının 285 katıdır; bu oran 1965’te sadece 21 kattı. CEO maaşları 1978’den bu yana yüzde 1094 artarken, işçi maaşları sadece yüzde 26 arttı. Tesla, Musk için 1 trilyon dolarlık bir maaş paketi teklif etti; bu rakam tüm federal işgücünün toplam yıllık maaşını aşıyor. Borsalar ulusal refahın bir ölçüsü değil;  egemen sınıfın zenginleşmesinin bir barometresidir.

Ancak ülkenin gerçek durumunun en ürkütücü boyutu, silahlı federal ajanların halka karşı görevlendirilmesidir. Aralık 2025’te, yönetim, İç Güvenlik Bakanlığının (DHS) Amerikan tarihinin en büyük göçmenlik operasyonu olarak nitelendirdiği “Metro Surge Operasyonu”nu başlatarak, 3.000 maskeli ICE ve Sınır Devriyesi ajanını Minnesota’nın İkiz Şehirlerine gönderdi. 7 Ocak’ta ICE, 37 yaşındaki Amerikan vatandaşı ve üç çocuk annesi Renée Good’u vurarak öldürdü. 24 Ocak’ta Sınır Devriyesi ajanları, 37 yaşındaki yoğun bakım hemşiresi Alex Pretti’yi, yerde yatarken 10 el ateş ederek öldürdü.

Yönetim, ülke çapında bir tutuklu kampı ağı kurdu ve yaklaşık 66.000 kişiyi bu kamplarda tutuyor. Bu sayı, tarihteki en yüksek seviye olup, yüzde 75’lik bir artışa denk geliyor. Kongre, kapasitesi 135.000 kişi olarak öngörülen ek tesisler için 45 milyar dolarlık bir bütçe ayırdı. Çocuklar rekor bir oranda ebeveynlerinden ayrılıyor. Teksas’ın Fort Bliss kentindeki bir çadır kampında, İkinci Dünya Savaşı sırasında Japon kökenli Amerikalılar için toplama kampı olarak kullanılan bu alanda, 5.000 kişi tutuluyor. 2025, ICE gözaltıları açısından kayıtlara geçen en ölümcül yıl oldu.

Demokratlar gerçek bir muhalefet sergilemeyecekler. Salı gecesi gösterecekleri her türlü tavır, anlamsız bir gösterişten ibaret olacak. İşin aslına bakarsanız, onlar egemen sınıf için hayati önem taşıyan konularda Trump ile işbirliği yapıyorlar. Trump ile aralarındaki farklılıklar, emperyalist stratejinin taktiksel meselelerine odaklanıyor. Bunların başında, Trump’ın Ukrayna’da Rusya’ya karşı yürütülen ABD-NATO vekalet savaşına yeterince destek vermemesinden duyulan memnuniyetsizlik geliyor. Ancak İran ile savaşa doğru giden yolda, iki parti de temelde aynı görüşte.

Demokratların, Trump’ın Birliğin Durumu konuşmasına parti adına yanıt vermek üzere CIA’den eski kıdemli isimleri seçmesi —geçen yıl Senatör Elissa Slotkin, bu yıl Virginia Valisi Abigail Spanberger— egemen sınıfa, ordu-istihbarat aygıtını korumaya devam edecekleri güvencesi veriyor. Demokratlar diğer yandan Bernie Sanders ve Alexandria Ocasio-Cortez’in “sol” görünümlü demagojisini kullanarak tabandan kitlesel bir hareketin ortaya çıkmasını engellemeye çalışıyor.

Bağımsızlık Bildirgesi’nin 250. yılında Trump Amerika’sının gerçek durumu budur: Yaldızlı Çağ’dan beri görülmemiş ölçekte sınıf karşıtlıklarıyla bölünmüş; demokratik yönetim görüntüsünü bile terk etmiş suçlu bir oligarşi tarafından yönetilen; yurt dışında savaşa, yurt içinde diktatörlüğe doğru sürüklenen bir toplum.

Ancak denklemin bir başka yanı daha var ki belirleyici olan odur. Egemen sınıfı faşizme ve savaşa sürükleyen aynı kriz, işçi sınıfını da mücadeleye itiyor. Gelişen grev dalgası, ICE karşıtı kitlesel protestolar, geçen yılki “Krallara Hayır” yürüyüşleri, lise öğrencilerinin devam eden okul boykotları... Bunlar, büyük sermayenin hiçbir partisinin dizginleyemeyeceği bir toplumsal gücün ilk ifadeleridir.

Kritik sorun, siyasi program, perspektif ve örgütlenme sorunudur. Trump yönetimine karşı muhalefet, yaptığı her şeye suç ortağı olan Demokratlara emanet edilemez. Bu muhalefet, işçi sınıfının bağımsız seferberliğine dayanmalıdır.

İşçiler, direnişi koordine etmek, ICE terörüne son verilmesini talep etmek, göçmenleri savunmak ve hükümetin savaş, kemer sıkma ve diktatörlük programına karşı genel grev hazırlıkları yapmak için her işyerinde, okulda ve mahallede taban komiteleri kurmalıdır. Sosyalist ve enternasyonalist bir program temelinde örgütlenen bu tür komitelerin kurulması, Amerikan oligarşisinin faşizan komplosunu yenilgiye uğratmak için tek gerçekçi stratejidir.

Loading