Alexander Rabinowitch (1934-2026): Ekim Devrimi’nin tarihçisi

1917 Rus Devrimi’nin en önemli Amerikalı tarihçisi Profesör Alexander Rabinowitch, 16 Haziran’da 91 yaşında hayatını kaybetti. Bloomington’daki Indiana Üniversitesi’nin Tarih Bölümü’nde Emiritus Profesör idi. Rabinowitch altmış yıl boyunca, Bolşevik Parti’nin nispeten küçük bir örgütten, kapitalist Geçici Hükümet’i deviren, bir işçi hükümeti kuran ve nihayetinde başlıca emperyalist güçler tarafından desteklenen karşıdevrimci güçlerle yapılan iç savaştan zaferle çıkan bir kitle partisine dönüşümünü ele alan dört yetkin kitap üretti.

Alexander Rabinowitch, 2010 yılında Berlin'de [Photo: David North/WSWS]

Rabinowitch’in dörtlemesi (tetraloji) şunlardan oluşuyordu: 1) 1917 yazında Petrograd’da patlak veren siyasi krize odaklanan ve 1968’de yayımlanan Devrime Doğru; 2) 1917 Ekim sosyalist devrimiyle doruğa ulaşan olayları ele alan ve 1976’da yayımlanan Bolşevikler İktidara Geliyor; 3) Bolşevik iktidarının ilk yılının ayrıntılı bir anlatısını sunan ve 2007’de yayımlanan Bolşevikler İktidarda ve 4) Lev Troçki önderliğindeki Bolşevik Kızıl Ordu’nun adeta mucizevi zaferine odaklanan ve 2026’da yayımlanan Bolşevikler Ayakta Kalıyor: Petrograd 1919.*

Kitapların yayın tarihleri arasındaki uzun zaman aralıkları, Rabinowitch’in araştırmasının titizliğini yansıtıyordu. Bunlar, kritik öneme sahip arşivlerde yürütülen yoğun bir çalışmaya dayanıyordu. Çalışmasının başlıca başarısı, Bolşevik Parti’nin kitlesel işçi sınıfı tabanını kanıtlamasıydı. Parti iktidara bir darbeyle değil, devasa bir devrimci taarruzun sonucunda gelmişti. Bolşevikler bir kitle partisi haline geldiler, çünkü programları işçi sınıfının çıkarlarıyla örtüşüyor ve bu çıkarları açıkça dile getiriyordu.

Rabinowitch’in tarihe yönelik dürüst ve ilkeli yaklaşımı, onu birden çok kez kendi mesleğindeki ve kişisel çevresindeki egemen ruh hallerinin ve eğilimlerin karşısına çıkardı; bu da hayatını, kendisinin de hiç beklemediği bir rotaya soktu. Tarihsel hakikate bağlı bu ödünsüz tutumun ürünü olan eserleri öncü nitelikteydi. Bunlar 1917 ile iç savaşın ilk iki yılına dair tarihsel kayıtlara önemli bir katkı oluşturmaktadır.

Alexander Rabinowitch ve ikiz kardeşi Victor, 1934’te Londra’da, Rus-Yahudi göçmeni bir ailenin çocukları olarak dünyaya geldiler. Babası Eugene Rabinowitch, Bolşevik iktidara derin bir düşmanlık besleyen ve 1917 Devrimi’nin hemen ardından Petrograd’dan kaçmış olan tanınmış bir bilim insanıydı. 1920’lerde Eugene Rabinowitch, Berlin’de aralarında Albert Einstein ve Max Planck’ın da bulunduğu çeşitli Nobel ödüllü bilim insanlarının yanında öğrenim gördü.

Naziler Ocak 1933’te iktidara geldiğinde, o ve Kievli bir oyuncu olan genç eşi Anna Maiersohn, Almanya’dan kaçmak zorunda kaldılar. Önce Danimarka’ya gittiler; burada kısa bir süre ünlü fizikçi Niels Bohr tarafından misafir edildikten sonra İngiltere’ye taşındılar.

Avrupa’da İkinci Dünya Savaşı’nın patlak vermesinden bir yıl önce, 1938’de aile, ABD’ye yerleşti; burada Eugene Rabinowitch, Boston’daki Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’nde (MIT) kimya profesörü oldu. Alexander Rabinowitch, ailesinin ve aralarında Menşevik liderler İrakli Çereteli ile Boris Nikolayevski’nin de bulunduğu aile dostlarının anti-Bolşevizmi ile erken Soğuk Savaş döneminin antikomünizminin biçimlendirdiği bir ortamda büyüdü.

Rabinowitch 2011’de Viyana’da verdiği bir konferansta bunu şöyle açıklıyordu:

Bu seçkin insanlar için günlük yaşam, kariyerleri, aileleri, yani her şey, Ekim Devrimi tarafından altüst edilmişti; bu nedenle, bu çevreden dünya tarihinin o büyük olayı hakkında sürekli yalnızca en kötü şeyleri duymam şaşırtıcı değildi. Hepsi, Ekim Devrimi’nin, Lenin’in bir avuç acımasız fanatiğinin gerçekleştirdiği soğukkanlı bir darbe olduğu konusunda hemfikirdi — halk arasında hiçbir desteği olmayan ve bu nedenle hakimiyetini kurmak için teröre başvurmak zorunda kalan bir darbe. Sonu gelmeyen fırtınalı tartışmalarına rağmen Rus göçmenler arasındaki ortak inancın birleştirici bağı buydu.

Rabinowitch liseyi ve üniversiteyi McCarthy dönemi ve Kore Savaşı sırasında okudu. Lisans öğrencisi olduğu yıllar hakkında daha sonra şöyle anımsıyordu: “Bir ROTC [Yedek Subay Eğitim Kolordusu] öğrencisi olarak, Sovyetler Birliği’ni kötülüğün vücut bulmuş hali ve ‘özgür dünya’nın baş düşmanı olarak düşünmek üzere eğitildim ve başkalarına da bunu düşünmeyi öğretmeye hazırlandım.”

Alexander Rabinowitch, 2011 yılında Viyana Üniversitesi’nde bir konferans veriyor

Ancak kendi araştırması bu anlayışlarla çelişti. 1963-64’te Sovyet Rusya’ya yaptığı bir gezi, başlangıçta doktora tezini Menşevik lider Çereteli üzerine yazmayı planlamış olan Rabinowitch’in ilgisini 1917’nin Temmuz Günleri’ne kaydırmaya yöneltti. 1965’te Indiana Üniversitesi’nde savunduğu tezi, Devrime Doğru: Petrograd Bolşevikleri ve 1917 Temmuz Ayaklanması adıyla kitaplaştı. Çığır açıcı bir eser olan bu çalışma, Batı’da hâkim olan görüşün aksine, Temmuz ayaklanmasının Lenin’in başarısız bir erken darbe girişimi olmadığını ortaya koyuyordu.

Aksine bu, tabandan başlayan bir ayaklanmaydı; Bolşevikler önce, başarı için henüz çok erken olduğunu fark ederek buna karşı koymaya çalışmış ancak işçilerin ve askerlerin en militan kesimleri arasında ezici bir destek gördüğü açıklığa kavuşunca destek vermişlerdi.

Rabinowitch’in kitabı, Bolşeviklerin, Şubat 1917 Devrimi’nde Çar’ın devrilmesinin ardından birkaç ay içinde kitlesel bir örgüte dönüşümünü belgeledi. 2011 yılındaki konferansında açıkladığı gibi: “Bu parti kitlelere, fabrikalara, mahallelere ve garnizonlara derinden kök salmıştı ve hâkim siyasi görüşlere ve eğilimlere olduğu kadar kendi örgütü içindeki son derece gelişmiş demokratik tartışma kültürüne de büyük bir duyarlılık sergiliyordu.”

İlk kitabı için yaptığı araştırma sayesinde bu sonuca ulaşan Rabinowitch’in gelecekteki tüm araştırmaları, bu sonucu kanıtlamaya ve derinleştirmeye hizmet edecekti. Rabinowitch daha sonra önemli bir siyasi ve toplumsal olay olarak devrime ilgisini uyandıran ve tarihsel araştırmanın “insanın elinden geldiğince nesnel” olması gerektiğini vurgulayan öğretmenleri, tarihçiler Leopold Haimson ve John M. Thompson’a teşekkür edecekti.

Ancak 1960’ların ve 1970’lerin ilk yıllarının entelektüel ikliminin etkisi de büyüktü. Bu, aralarında ABD’deki medeni haklar hareketinin ve daha sonra Vietnam Savaşı’na karşı kitlesel protestoların, Fransa ve Şili’deki kitle hareketlerinin ve Stalinist yönetim altındaki Çekoslovakya’da 1968’de ve Polonya’da 1970-1971’de gerçekleşen büyük grev ve protestoların yer aldığı, kitlesel toplumsal mücadeleler dönemiydi. Bu yıllarda, aralarında Moshe Lewin, Samuel Baron, Leopold Haimson, Marcel Liebman ve Oliver Radkey’in de bulunduğu yazarların kaleminden, Rus Devrimi tarihi ve Lev Troçki üzerine bir dizi önemli yayın üretildi.

Bu ortam, Rabinowitch’in eserlerine bir okur kitlesi sağladı. Bu durum onun toplumsal ve siyasi bir güç olarak işçilere, onların endişelerine, şikayetlerine, düşüncelerine ve siyasi liderleriyle olan ilişkilerine duyduğu samimi ilgiyi de açıklamaya yardımcı oluyor. Bu, Rabinowitch’in tarih yazımının ayırt edici bir özelliği oldu.

Rabinowitch’in kararlı bir araştırmacı olarak büyük yetenekleri, ikinci ve belki de en önemli kitabı Bolşevikler İktidara Geliyor: Petrograd’da 1917 Devrimi adlı eserde tam anlamıyla sergilendi. Kitap ilk kez 1976 yılında yayımlandı. Bu eserin, tarihin hem antikomünist hem de Stalinist tahrifatlarına karşı koymadaki önemini ne kadar vurgulasak azdır.

Sovyet arşivlerine erişim söz konusu bile olamayacağı için, kendisini yayımlanmış kaynakların, özellikle de gazetelerin ve toplantı tutanaklarının titiz bir analizine dayandırmak zorundaydı. Rabinowitch, Bolşevik Parti içindeki siyasi çatışmaların, Bolşeviklerle fabrika işçileri arasındaki ilişkinin ve işçi sınıfının değişen ruh hallerinin izini sürmeyi başardı. Lenin’in Nisan ayında Rusya’ya dönüşünün ardından partiyi iktidarın sosyalist temelde ele geçirilmesine yönlendirmek için kendi partisinin önderliği içinde nasıl şiddetli bir mücadele vermek zorunda kaldığını gösterdi.

Rabinowitch’in eseri, Lev Troçki’nin Ekim Dersleri adlı eserinde ortaya konan parti içi mücadele üzerine analizi, tüm temel unsurlarıyla birlikte anlatmış ve doğrulamıştır. Kitabı ayrıca, Ekim 1917 ayaklanmasının planlanması ve örgütlenmesinde Askeri Devrim Örgütü’nün başı olarak Troçki’nin oynadığı belirleyici rolü de öne çıkardı. Rabinowitch’in eseri aynı zamanda Ivar Smilga gibi Sol Muhalefet’in sonraki liderlerinin 1917 olaylarındaki büyük tarihsel rolünü ortaya koyan ilk çalışma oldu. Bu kişilerin rolü, Büyük Terör sırasında Stalin tarafından öldürüldükleri için tarihsel kayıtlardan silinmişti.

1917 yılının Nisan ayında düzenlenen Yedinci Parti Kongresi’nde seçilen Bolşevik Partisi Merkez Komitesi üyeleri. Smilga, orta sıranın solundaki ilk kişidir.

Sovyetler Birliği’ndeki Stalinist tarihçiler, onun ilk iki kitabını kınadılar ve Rabinowitch’i “burjuva tahrifatçı” olarak yaftaladılar. Batı’da ise çalışması, 1917’yi bir “darbe” olarak nitelendiren antikomünist suçlamalara yıkıcı bir darbe indirdi. Bu itibarsızlaşmış anlatıyı —özellikle 1991’den sonra— canlandırmaya yönelik birçok girişime rağmen, Rabinowitch’in yaklaşımı hiçbir zaman çürütülemedi. Kitap Sovyetler Birliği’nin son yıllarında, 1989’da, 1917 üzerine bir Batılı tarihçi tarafından yazılıp Rusçaya çevrilen ilk büyük eser oldu. İlk yayımlanmasından yarım yüzyıldan fazla bir süre sonra dahi, kitabı, Bolşevik Parti’nin iktidarı ele geçirmesinin arifesindeki halini ele alan, aşılamamış bir inceleme olmaya devam ediyor.

Rabinowitch, büyük bir erdemle, Sovyetler Birliği’nin 1991’de Stalinistler tarafından dağıtılmasına, mesleğindeki pek çok kişinin yaptığı gibi sinizmle karşılık vermedi. Aksine, çalışmasını yoğunlaştırdı. Rabinowitch Petrograd’da Bolşevik iktidarının ilk yılları üzerine üçüncü bir kitaba çoktan başlamıştı. Sovyetler Birliği’nin son yıllarında ve 1991’den itibaren arşivlerin açılmasıyla, daha önceden erişilemeyen bol miktarda belgeye aniden kavuştu. Rabinowitch binlerce belgeyi inceledi, doğruladı ve çapraz kontroller yaptı.

Bu araştırmaya, birkaç kuşak tarihçi yetiştirdiği ve üniversiteyi Rusya ile eski Sovyetler Birliği üzerine çalışmaların önde gelen merkezlerinden birine dönüştürmeye yardım ettiği Indiana Üniversitesi’nden 1993’te emekli olduktan sonra da devam etti. Arşivler, Rabinowitch’in araştırmasını derinleştirmesine yardımcı olurken, keşfettiği materyaller onun 1917’ye dair temel değerlendirmesini pekiştirdi. Çalışması boyunca, bir dizi Rus tarihçi ve arşivciyle yakın ilişkiler kurdu. 2013’te, Rusya Bilimler Akademisi St. Petersburg Tarih Enstitüsü Bağlı Araştırmacısı unvanıyla onurlandırıldı; bu, yabancılar için nadir bir durumdu ve bununla oldukça gurur duyuyordu.

Tamamen 1918 Petrograd’ının incelenmesine odaklanmış Bolşevikler İktidarda kitabı, Bolşevik yönetimin ilk yılına dair ayrıntılı analiziyle çığır açıcıydı: yeni kurulan devrimci devletin karşı karşıya olduğu muazzam zorlukları; karşıdevrimin askeri, sosyoekonomik ve siyasi baskılarını ve Bolşeviklerin bu güçlüklerin üstesinden gelmek için giriştiği şiddetli ama dikkate değer ölçüde demokratik tartışmaları ve siyasi çekişmeleri ele alıyordu. Önceki çalışmalarında olduğu gibi, Rabinowitch burada da, daha sonra Stalinist Terör döneminde öldürülen bir dizi Bolşevik lideri tarihteki haklı yerlerine geri kazandırdı. Aksi durumda onlar ya çok az tanınacak ya da hiç bilinmeyeceklerdi.

Dünya Sosyalist Web Sitesi’nde yayımlanan kitap eleştirisinde, bu eser “etkileyici bir akademik başarı” olarak nitelendirildi.

Rabinowitch’in tarihe ilkeli yaklaşımı, onu devrimci hareketle temasa geçirdi ve çalışmasını, özellikle Almanya’daki büyük siyasi mücadelelerin merkezine yerleştirdi. Dördüncü Enternasyonal’in Uluslararası Komitesi’nin Sovyet sonrası tarihsel tahrifat okuluna karşı başlattığı mücadelenin bir parçası olarak, Almanya’daki Mehring Verlag [Yayıncılık], Bolşevikler İktidarda kitabının çevirisini yayımladı.

Bunu, Bolşevikler İktidara Geliyor kitabının çevirisi izleyecekti. 2010-2011’de Mehring Verlag, Toplumsal Eşitlik için Uluslararası Öğrenciler’le (Toplumsal Eşitlik için Uluslararası Gençlik ve Öğrenciler’in öncülü) birlikte, Rabinowitch’in katılımıyla Almanya ve Avusturya’da yüzlerce kişiyi bir araya getiren konferanslar düzenledi.

Rabinowitch’in Bolşevikler İktidara Geliyor adlı kitabının 2012 tarihli Almanca baskısının kapağı

Berlin’de, Humboldt Üniversitesi’nin Tarih Enstitüsü, Rabinowitch’in konuşmasına ev sahipliği yapmayı reddetti. İlk bakışta bir tuhaflık ve çirkin bir akademik politikanın tezahürü gibi görünen bu tutumun, çok daha geniş kapsamlı bir siyasi sürecin ifadesi olduğu ortaya çıktı. Rabinowitch’i ağırlamayı reddeden Doğu Avrupa Tarihi bölüm başkanı, aşırı sağcı Profesör Jörg Baberowski’ydi. Baberowski, Alman egemen sınıfının 1917 Ekim Devrimi’ni tahrif ederek Nazizmin suçlarını meşrulaştırma çabalarında merkezi bir rol üstlenmiştir.

Rabinowitch’in çalışmasının bu kampanyanın altını oyduğunun tamamen farkında olan Baberowski ve müttefikleri, temel akademik nezaketi bir kenara bırakarak konferansı engellemeye çalıştılar. Bunun sonucunda, Rabinowitch konferansını Humboldt Üniversitesi’nin Ziraat Bilimleri Enstitüsü binasında vermek zorunda kaldı. 350 kişinin katıldığı ve önde gelen Alman haber dergisi Der Spiegel tarafından haberleştirilen konuşma, önemli bir entelektüel etkinlik oldu ve onu engellemeye çalışanlara ağır bir darbe indirdi.

Tarihçi Alexander Rabinowitch, Berlin’deki Humboldt Üniversitesi’nde bir konferans veriyor

Baberowski, 2014 başlarında, Robert Service’i Tarih Enstitüsü’nde konuşma yapmaya davet edecekti. Bu, Lev Troçki üzerine yazdığı ve Dünya Sosyalist Web Sitesi tarafından mahkum edici bir eleştiriye tabi tutulan ısmarlama bir eserin itibarsızlaşmış yazarına yeniden itibar kazandırmaya yönelik bir girişimdi. Tarihsel hakikat uğruna ve Alman faşizminin ve militarizminin yeniden canlanmasına karşı verilen bu mücadelede, Rabinowitch’in eserleri önemli bir rol oynadı.

Rabinowitch, bu konferanslarda ve Almanca kitap yayınlarında Troçkist hareketle iş birliği yaptı. Aralarında, 2010-2011’deki konferanslarının düzenlenmesinde merkezi bir rol oynayan ve WSWS için kendisiyle röportaj yapan Wolfgang Weber’in de bulunduğu Troçkist hareketin çeşitli liderleriyle entelektüel bir dostluk kurdu.

Sağlık sorunlarına ve Ekim Devrimi tarihine yönelik ciddi tarihsel araştırmalara giderek daha düşmanca yaklaşan bir entelektüel iklime rağmen, Rabinowitch dördüncü ve son cildi Bolşevikler Ayakta Kalıyor üzerine çalışmayı sürdürdü. WSWS, bu önemli esere dair kapsamlı bir değerlendirmeyi yakında yayımlayacak.

Önemli tarihsel araştırmasını sürdürme ve derinleştirme kararlılığıyla Rabinowitch, takdire şayan bir entelektüel ve ahlaki dürüstlük sergiledi. Kuşağının en iyi tarihçileri gibi o da, tarihin bir bilim olduğu ve tarihçinin başlıca görevinin, toplumun gelişimi yararına tarihsel hakikati saptamak olduğu inancından güç alıyordu. Bu çalışmanın temelinde, insanlığın kaderine ve toplumsal ilerlemeye yönelik derinden hissedilen bir kaygı yatıyordu.

64 yılı aşkın süredir eşi olan Janet Rabinowitch’in muazzam desteği olmasaydı bu çalışmayı yürütemezdi. Başarılı ve tanınmış bir akademik editör ve Rus çalışmaları alanında da eğitim almış biri olan Janet Rabinowitch, hem kişisel hem de mesleki düzeyde, çalışmasının her adımında ona yardım etti ve onu cesaretlendirdi.

Rabinowitch’in ölümü, tarih mesleği ve tarihsel hakikate bağlı herkes için gerçek bir kayıptır. Sonraki tarihçi kuşaklarından kendisiyle kıyaslanabilir bir şahsiyetin çıkmamış olması, 1991’den sonra hâkim olan gericilik iklimini gözler önüne sermektedir.

Yine de eserleri önemli bir iz bıraktı. Birçok kıtada bilim insanları ve okurlar arasında geniş bir saygı gördü. Ölümünün ardından sosyal medyada üzüntüsünü paylaşanlar içinde, aralarında Rusya’dan olanların da bulunduğu, tarihe yaklaşımları önemli ölçüde Rabinowitch’in eserleriyle biçimlendirilmiş ve ondan esinlenmiş daha genç bir tarihçi kuşağı da vardı.

Ürettiği dikkate değer tarihsel araştırma külliyatı, Rus Devrimi ve iç savaş üzerine yapılacak her ciddi çalışma için vazgeçilmez bir temel olmaya devam ediyor. İşçiler, ilkeli aydınlar ve gençlerin yeni kuşakları, kapitalizmin ardı ardına gelen krizleri ve gelişmekte olan bir küresel savaş eliyle radikalleştikçe, Rabinowitch’in eserlerinin entelektüel cazibesi ve siyasi önemi daha da artacaktır.

Dipnot

* Alexander Rabinowitch’in bu eserlerinden ilk üçü, Türkçede Yordam Kitap tarafından yayımlanmıştır.

Loading