ABD’nin en eski ilerici barosu olan Ulusal Hukukçular Loncası (NLG), Ukrayna’daki Pervomaysk Şehir Asliye Mahkemesi’ne mektup yazarak 27 yaşındaki Ukraynalı sosyalist ve Troçkist Bolşevik-Leninistlerin Genç Muhafızları’nın (BLGM) önderi Bogdan Syrotiuk’un serbest bırakılmasını talep etti. Mahkeme 10 Ağustos’ta Bogdan’ı, yalnızca Dünya Sosyalist Web Sitesi için kaleme aldığı altı savaş karşıtı makaleye dayanarak “vatana ihanet”ten 15 yıl hapse mahkûm etmişti.
1937’de ırk ayrımı gözetmeyen ilk ulusal baro olarak kurulan Lonca, McCarthyciliğin kurbanlarını savundu ve daha sonra Vietnam Savaşı’na direnenleri ve FBI’ın hedef aldığı eylemcileri temsil etti.
Lonca Başkanı Suzanne Adely imzalı 15 Eylül tarihli mektup, mahkûmiyetin “bütünüyle ifade eylemlerine dayandığını” ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, Medeni ve Siyasi Haklar Uluslararası Sözleşmesi ile Ukrayna’nın kendi anayasası uyarınca “Ukrayna’nın bağlayıcı hukuki yükümlülükleriyle bağdaştırılamayacağını” belirtiyor. Mektuba göre, dosyadaki hiçbir şey “casusluğa, sabotaja, yabancı bir güce bilgi aktarımına ya da herhangi bir silahlı güçle iş birliğine —yani vatana ihanet hükümlerinin kapsamak üzere var olduğu fiillere— işaret etmemektedir.”
WSWS bütün işçileri, gençleri ve demokratik hak savunucularını mahkemeye mektup göndermeye ve FreeBogdan.org adresindeki dilekçeyi imzalamaya çağırıyor.
Ulusal Hukukçular Loncası’nın mektubunun tam metni aşağıdadır.
***
15 Eylül 2026
Pervomaysk Şehir Asliye Mahkemesi
İvan Vihovski Sokak No: 18
Pervomaysk, 55200, Ukrayna
inbox@pm.mk.court.gov.ua
Konu: Bogdan Syrotiuk davasında 10 Ağustos 2026 tarihli karar, Dava no. 484/5921/24
10 Ağustos 2026’da Pervomaysk Şehir Asliye Mahkemesi, 27 yaşındaki yazar Bogdan Syrotiuk’u sıkıyönetim altında vatana ihanetten 15 yıl hapis cezasına çarptırdı. Mahkeme ayrıca mal varlığının müsaderesine ve siyasi yayınlarının imha edilmesine hükmetti.
Kamuya açık dosyaya göre mahkûmiyet bütünüyle ifade eylemlerine dayanmaktadır: Dünya Sosyalist Web Sitesi’nde yayımlanan altı makale, 1 Mayıs 2023’te yapılan bir konuşma ve sanığın bu yayının editörleriyle yazışmaları. Karar, suçun unsurları olarak onun “Ukrayna’nın hukuka uygun biçimde seçilmiş siyasi önderliğini ve demokratik süreçlerini tanımamasını”, “faşistlerle ve Nazilerle yaptığı kıyaslamaları”, “Ukrayna Silahlı Kuvvetleri’ne ilişkin olumsuz değerlendirmelerini” ve “ulusal kahramanların ve tarihsel şahsiyetlerin yeniden yorumlanmasını” göstermektedir.
Bu mahkûmiyet, Ukrayna’nın bağlayıcı hukuki yükümlülükleriyle bağdaştırılamaz. Siyasi ifade —bir hükümeti, onun silahlı kuvvetlerini ve resmi tarihyazımını sert biçimde eleştiren ifade dahil— Ukrayna’nın taraf olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 10. maddesi ile Medeni ve Siyasi Haklar Uluslararası Sözleşmesi’nin 19. maddesinin ve ayrıca Ukrayna’nın kendi Anayasası’nın 34. maddesinin güvence altına aldığı korumanın tam merkezinde yer almaktadır. Yayımlanan dosyadaki hiçbir şey casusluğa, sabotaja, yabancı bir güce bilgi aktarımına ya da herhangi bir silahlı güçle iş birliğine —yani vatana ihanet hükümlerinin kapsamak üzere var olduğu fiillere— işaret etmemektedir.
Bilirkişi delilinin ele alınış biçimi kaygımızı derinleştirmektedir. Savunma tarafından sunulan, Kriminolog Yuri İrhin’in hazırladığı 65 sayfalık rapor, Sayın Syrotiuk’un yazılarında “Rusya Federasyonu’nun silahlı saldırganlığını desteklemeye yönelik propaganda belirtileri taşıyan ifadeler, söz öbekleri, cümleler ya da sözcük öbekleri” bulunmadığını tespit etmiştir. Mahkemenin Odessa Adli Bilirkişilik Bilimsel Araştırma Enstitüsü’nden istediği bir başka inceleme de aynı şekilde, devletin yıkılmasına, iktidarın ele geçirilmesine ya da Ukrayna’nın sınırlarının değiştirilmesine yönelik hiçbir çağrı bulunmadığını saptamıştır. Korunan ifade özgürlüğü üzerine kurulu bir kovuşturmada, bilirkişi delillerinin çürütülmemiş ağırlığına karşı verilen bir mahkûmiyet kararı, yargısal bir tespitten çok önceden belirlenmiş bir sonuç görünümü taşımaktadır.
Bu kaygılar, cezanın infaz edileceği ceza infaz sisteminin belgelenmiş durumuyla daha da keskinleşmektedir. Avrupa Konseyi’nin İşkencenin Önlenmesi Komitesi, Ukrayna ceza kolonilerinde mahpuslara kötü muamele yapıldığını, heyetleriyle konuşan mahpuslar arasında sindirme ve misilleme korkusu bulunduğunu ve düzenin ve güvenliğin sözde “görevli mahpuslar”a devredilmesinin “kabul edilemez” olduğunu bildirmiştir.
Birleşmiş Milletler’in Ukrayna İnsan Hakları İzleme Misyonu, Ukrayna makamlarının elinde bulunan çatışmayla bağlantılı tutukluların keyfi biçimde alıkonulduğunu, işkenceye ve kötü muameleye maruz kaldığını belgelemiştir. Bu yılın ağustos ayında ise Ukrayna tesislerindeki 160’tan fazla mahpus —bildirildiğine göre Sayın Syrotiuk’un tutulduğu Mıkolayiv tutukevi dahil— hücre hapsi tehdidiyle dayatılan zorunlu çalışma, personelin dayakları, son derece yetersiz gıda ve sağlık hizmetinin verilmemesi nedeniyle açlık grevine gitmiştir. Böyle bir sistemde kronik hastalığı olan bir mahpus için 15 yıllık bir ceza, fiilen bir ölüm cezasına dönüşme riski taşımaktadır.
Sayın Syrotiuk’un davasının Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde görülmekte olduğunun farkındayız. Sayın Syrotiuk’un serbest bırakılmasını, müsadere ve imha kararlarının kaldırılmasını ve durumunun gerektirdiği tıbbi bakımın kendisine derhal sağlanmasını ısrarla talep ediyoruz.
Dünya hukuk camiası bu davayı izlemektedir. Sayın Syrotiuk’a uygulanan ölçütler, Ukrayna’nın herkese uyguladığı ölçütlerin bir göstergesi olarak anlaşılacaktır.
Saygılarımızla,
Suzanne Adely, Başkan
Ulusal Hukukçular Loncası, ABD
