WRP Troçkizme Nasıl İhanet Etti?

OCI ile Çatışma

Dördüncü Enternasyonal’in Uluslararası Komitesi’nin (DEUK) Britanya şubesi İşçilerin Devrimci Partisi (WRP), 1985’te, uzun süreli bir yozlaşma sürecinin ardından Troçkizmden kesin olarak koptu. DEUK, Mayıs-Haziran 1986’da bir araya gelerek WRP’nin çöküşüyle ilişkili teorik, siyasal ve tarihsel meselelere yönelik geniş kapsamlı ve ayrıntılı bir çözümleme yaptı. “İşçilerin Devrimci Partisi Troçkizme Nasıl İhanet Etti 1973-1985”, hareketi yeniden silahlandırıp işçi sınıfı içinde devrimci bir önderlik inşa ederken kendisini bekleyen siyasi mücadelelere hazırlama yönünde atılan büyük bir adımdı. Bu dersler, uluslararası ölçekte DEUK’un yeni şubelerinin gelişmesi açısından yaşamsaldır.

Aşağıdaki yazı, Fourth International [Dördüncü Enternasyonal] dergisinin 13. cildinin 1. sayısının (1986 Yaz) dördüncü bölümüdür. Dördüncü Enternasyonal’in tarihine ilişkin kapsamlı bir inceleme için ayrıca David North’un Savunduğumuz Miras eseri dikkatle incelenmelidir.

Birinci Bölüm - İkinci Bölüm - Üçüncü Bölüm

Bu ilerlemelere rağmen, ya da daha doğrusu bunlardan ayrılmaz biçimde, Sosyalist İşçi Partisi (SWP) ile yaşanan bölünmenin ardından Uluslararası Komite içinde yeni sorunlar belirdi. 1966 gibi erken bir tarihte, Sosyalist İşçi Birliği (SLL) ile Enternasyonalist Komünist Örgüt (OCI) arasında DEUK’un rolüne ilişkin farklılıklar ortaya çıkmaya başladı. Nisan 1966’daki DEUK Üçüncü Kongresi’nde Troçkizmin tarihsel sürekliliği meselesi üzerinden ilk kez ortaya çıkan bu farklılık, dünya hareketi içindeki merkezci sapmaların açık bir göstergesiydi. OCI, tarihsel sürekliliğin temel ölçütü olarak Pabloculuğa karşı mücadeleyi açıkça reddeden Robertsoncular ve Voix Ouvrière grubuna karşı SLL ile yan yana mücadele etmiş olsa da iki şube arasındaki farklılıklar büyümeye devam etti. Fransa’dakilerin Dördüncü Enternasyonal’in “yeniden inşa” edilmesi gerektiği yönündeki ısrarı salt bir terminoloji tartışması değildi. Bu ısrar, uluslararası bir yeniden kümelenme kisvesi altında merkezci güçlere doğru bir siyasi yönelimi ima ediyordu ve dolayısıyla Pablocu revizyonizme karşı verilen mücadelenin kazanımlarını tehlikeye atıyordu. Dördüncü Enternasyonal’in “ölmüş” olduğunu ve “yeniden inşa” edilmesi gerektiğini iddia edenlere taviz vererek, yalnızca örtük biçimde de olsa, revizyonizme karşı geçmiş mücadelelerin derslerinin belirleyici bir öneme sahip olmadığını ilan ediyordu. Böylece doğrudan merkezciliğin siyasi bataklığına, temsil ettikleri eğilimlerin siyasi sicillerine bakılmaksızın herkesin bir araya gelebildiği o bataklığa götürüyordu.

1968’de Fransa’da işçi sınıfının ve öğrenci gençliğin yükselişi koşullarında bu merkezci bocalamalar, OCI’ın ve DEUK’un siyasi gelişiminde muazzam bir önem kazandı. Yıllarca sadece faturalarını ödemeye ve işçi hareketi içinde bir varlık göstermeye çabalayan Fransa örgütü, bir anda şişirilmiş bir balon gibi büyüdü. 1970’e gelindiğinde Paris’teki Le Bourget havaalanında 10.000 işçi ve gencin katıldığı bir miting örgütleyebilecek duruma gelmişti. Bununla birlikte, Lambert ve Just’ın önderliğindeki OCI, harekete akın eden Charles Berg gibi küçük burjuva unsurlara uyum sağladı. Çok geçmeden parti, sağ kanadın güdümüne girmişti.

Bu dönem boyunca SLL ile OCI arasındaki farklılıklar geniş bir yelpazedeki ilkesel sorunlar üzerinden gelişti. Bunlar Fransa örgütünün 1967 savaşında yarı sömürge Mısır’ı Siyonist devlete karşı desteklemeyi reddetmesinden, OCI’ın Mayıs-Haziran Genel Grevi ve 1969 cumhurbaşkanlığı seçimleri sırasındaki sendikalist ve boykotçu (abstentionist) çizgisine kadar uzanıyordu.

Büyüme sürecini adeta kendi iradelerinin dışında deneyimleyen OCI önderleri, kendilerine giderek daha fazla güvendiler ve Uluslararası Komite’ye karşı küçümseyici bir tavır takındılar. Lambert ve Just, yeni kibirlerine yakışan kale benzeri devasa bir yapıya taşındıktan sonra, dünya genelindeki merkezcilerle ilişkilere dayanan kendi uluslararası operasyonlarını oluşturmaya giriştiler. En ilkesiz ilişkileri arasında, Bolivya’daki G. Lora önderliğindeki Devrimci İşçi Partisi (POR) ile geliştirdikleri ilişki yer alıyordu. Bu örgüt, burjuva milliyetçilerle uzun bir iş birliği geçmişine sahipti ve 1953’te Pablo’yu desteklemişti.

OCI Temmuz 1971’de Almanya’nın Essen kentinde bütünüyle merkezci bir temelde bir gençlik mitingi düzenledi. Mitinge yalnızca İspanyol proletaryasının yenilgisinde kilit rol oynamış merkezci örgüt POUM’un temsilcileri değil, Robertsoncular ve CIA’den fon almış ABD Ulusal Öğrenci Birliği’nin temsilcileri de davet edilmişti. Katılmayı kabul etmiş olan SLL’nin de hazır bulunduğu bu miting sırasında, Britanyalı Genç Sosyalistler (YS) delegasyonu gençleri diyalektik materyalizmin geliştirilmesi mücadelesine adanmaya çağıran bir karar önerisi sundu. Kararın sunulmasına karşı SLL ile tartışmış olan OCI, alenen aleyhte oy kullandı.

Bir ay sonra Bolivya ordusu bir darbe düzenledi; darbe, General Torres’in “sol” askerî rejiminin devrilmesi ve Halk Meclisi’nin yıkılmasıyla sonuçlandı. Torres hükümetini desteklemiş ve bir darbe durumunda askerî rejimin işçi sınıfını silahlandıracağını beklemiş olan Lora, bu siyasi felaketin doğrudan sorumlularından biriydi. O dönemde İşçiler Birliği’nin sekreteri olan Tim Wohlforth, SLL’nin onayıyla POR’un politikalarının bir eleştirisini yayımladı.

OCI buna, Paris’te kendi uluslararası hizbini toplantıya çağırıp bir bildiri yayımlayarak tepki verdi. Bildiri SLL ile İşçiler Birliği’ni POR’a alenen saldırarak emperyalizme teslim olmakla suçluyordu. Üstelik bildiride Lora’nın DEUK üyesi olduğunu iddia etme cüreti gösterilmişti.

SLL önderliğindeki DEUK çoğunluğu, bu saldırıya 24 Kasım 1971’de kamuoyuna OCI ile yollarını ayırdıklarını ilan ederek karşılık verdi. OCI’ın merkezci bir örgüt olarak nitelendirilmesinin siyasi açıdan doğru olduğu ve Fransa örgütünün siyasi çizgisine yöneltilen eleştirilerin bütünüyle haklı olduğu tartışma götürmez. Dahası felsefe meselesinde SLL, OCI’ın diyalektik materyalizmin Marksizmin bilgi teorisi olduğunu inkâr etme ve Geçiş Programı’nın Marksist teorinin daha fazla geliştirilmesini gereksiz kıldığını iddia etme girişimlerine de haklı olarak karşı çıkmıştı.

Ancak Sosyalist İşçi Partisi ile yürütülen mücadeleden farklı olarak (ki o mücadele uzun bir süre boyunca parti saflarının tamamında yürütülmüştü) OCI ile bölünme, DEUK içinde ya da ulusal şubelerdeki kadrolar arasında kapsamlı bir tartışma yapmadan gerçekleştirildi. Bölünmenin uluslararası boyutlarına yalnızca yüzeysel bir şekilde değinildi; bu, SLL’nin 1961 ile 1966 arasında yürüttüğü uluslararası mücadeleyle hiçbir benzerlik taşımıyordu. Şunu belirtmek yeterlidir: Lambert-Just önderliğinin teorik ve siyasi iflasına rağmen DEUK, Fransa örgütünden tek bir üye bile kazanamadı ve daha da kötüsü, OCI içinde bir hizip geliştirme girişiminde bile bulunulmadı. SLL hiçbir belgede Fransa’daki üyelere kendisine destek çağrısında bulunacak kadar ileri gitmedi.

SLL’nin SWP’nin yozlaşmasına karşı yürüttüğü mücadeledeki muazzam sabır ve ısrarla (ki bu mücadele bölünmeden sonra bile sürmüştü; DEUK’un Amerikalı destekçileri SWP içinde bir yıl daha kalmışlardı) tam bir karşıtlık içinde, OCI ile kopuş ancak Fransız merkezcilerin işine yarayan bir kafa karışıklığı mirası bırakabilecek bir siyasi acelecilikle gerçekleştirildi. Belirtmek gerekir ki, bölünmeden önceki beş yılda DEUK’un bir kongresi toplanmamıştı ve kopuş, bir sonraki, yani dördüncü kongrenin yapılmasının planlandığı tarihten yalnızca birkaç ay önce gerçekleşti. OCI, Uluslararası Komite’nin acil bir toplantıya çağrılmasını istedi ve tekrar tekrar daha fazla tartışma talep etti. Sosyalist İşçi Birliği bunu tek taraflı olarak reddetti ve bölünmenin kaçınılmaz ve tarihsel olarak zorunlu olduğunu ilan etmekle yetindi.

Bu koşullarda bölünme, Uluslararası Komite kadrosunun eğitimi ve dünya genelindeki işçilerin en ileri kesimlerinin siyasi netleşmesi açısından değerlendirildiğinde, kesinlikle erken yapılmış bir bölünmeydi. Bu, Sosyalist İşçi Birliği’nin 1961’de Sosyalist İşçi Partisi’nin yozlaşmasına karşı mücadeleyi üstlendiğinde omuzladığı uluslararası sorumluluklardan bir geri çekilmeyi temsil ediyordu. Merkezciliğin yöntemsel köklerinin eleştirisi ne kadar gerekli olursa olsun ve bölünmenin felsefenin temel sorunları üzerine olduğu sonradan ne kadar iddia edilirse edilsin, diyalektik materyalizm meselesi ele alınması gereken temel siyasi ve programatik soruları ne tüketiyordu ne de onların yerini alabilirdi.

Bölünmeyi doğrudan tetikleyen Bolivya olayları olmuştu ancak SLL kısa süre sonra bu olayların yalnızca ikincil öneme sahip olduğunu ve DEUK içindeki bölünmenin aslında Essen’de OCI’ın diyalektik materyalizm kararına karşı çıkmasıyla çoktan gerçekleşmiş olduğunu iddia etmeye başladı. Bu yanlış bir polemikti. OCI’ın Lora’ya siyasi bir kılıf sağladığı Bolivya olayları, uluslararası işçi sınıfı açısından, her şeyden önce Latin Amerika proletaryası açısından, muazzam bir tarihsel öneme sahipti. DEUK’un bu deneyimi en ince ayrıntısına kadar çözümlemesi mutlak biçimde zorunluydu; tıpkı Troçki’nin Çin, Almanya ve İspanya olaylarını çözümlediği gibi. Amaç, merkezciliğin günümüzdeki karşıdevrimci sonuçlarını teşhir etmek olmalıydı. Lora’nın ve OCI’ın hatalı olduğunu belirtmek yeterli değildi. Marksizm ve DEUK’un Sosyalist Devrimin Dünya Partisi olarak gelişimi açısından daha önemli olan, bu olayı uluslararası proletaryanın stratejik bir deneyimi düzeyine yükseltmek olurdu. Bu, Bolivya proletaryasının Dördüncü Enternasyonal ile uzun bir ilişki geçmişine sahip olması nedeniyle daha da zorunluydu. 1951’de Pablo, Bolivya’da parlamenter bir iktidar yolunu onaylamış ve böylece 1952 Devrimi’nin yenilgisinin önünü açmıştı. Ama Nisan 1972’deki DEUK Dördüncü Kongresi’nde Bolivya olaylarına neredeyse hiç değinilmedi.

SLL, OCI’ın 1968-69’da Fransa’da yaptığı ciddi hatalara haklı olarak işaret edebilirdi. Ama sorun, bu farklılıkların bölünmeden önce Uluslararası Komite içinde tartışılmamış olmasıydı. Dahası OCI eleştirisi, OCI’ın boykotçu tutumunun Marksist bir çözümlemesi temelinde Fransız proletaryası için somut bir devrimci perspektif geliştirme noktasına varmadan sona erdi.

Bu temel bir sorundur. Dördüncü Enternasyonal önderlerinin karşı karşıya olduğu görev, yalnızca ihanetleri gün yüzüne çıkarmak ve hataları teşhir etmek değil, doğru yolu bulmaktır. SWP’ye karşı yürütülen mücadele boyunca SLL, İşçi Partisi taktiğini Amerikan Troçkistlerinin pratiğinde hak ettiği yere yeniden oturtmuştu. Daha sonra İşçiler Birliği içindeki Siyah milliyetçiliğine uyum sağlama eğilimini düzeltmiş ve bu soruna yönelik doğru bir programatik tutumun geliştirilmesi üzerine ciddi teorik çalışmayı teşvik etmişti.

Fransa’nın dünya sosyalist devriminin gelişimindeki stratejik önemine rağmen, bölünme tamamlandıktan sonra DEUK’un bu ülkeye ilişkin perspektif çalışmasının tamamı sona erdi. Böylece, Troçkist hareketin o ülkenin proletaryasıyla derin tarihsel bağlarına ve bu proletaryanın sorunlarının Troçki’nin en önemli yazılarından bazılarının konusu olmuş olmasına rağmen, SLL Fransız işçi sınıfını düpedüz terk etti.

Peki, Sosyalist İşçi Birliği neden bu şekilde davrandı? Yanıt, her şeyden önce Britanya’daki sınıf mücadelesinin siyasi gelişiminde ve Britanya şubesinin çalışmasında aranmalıdır. Muhafazakâr Parti hükümeti altında sınıf mücadelesinin keskinleşmesi, işçi sınıfı içinde dizginsiz bir yükselişe yol açtı; daha önce belirttiğimiz gibi bu yükseliş SLL’nin yüzlerce yeni üye kazanmasını mümkün kıldı. Ancak ne kadar önemli olurlarsa olsunlar, bu örgütsel başarılara rağmen, Britanya’daki işçi sınıfının bu kendiliğinden yükselişine siyasi bir uyum sağlama süreci başlamıştı ve bu süreç, siyasi açıdan neredeyse anında, Britanyalı önderlerin Dördüncü Enternasyonal’in Uluslararası Komitesi’ne karşı tutumlarında bir değişimle kendini gösterdi.

İronik biçimde, SLL önderliği kendi örgütünün büyümesine, OCI’ın kendi siyasi başarılarına verdiği tepkinin hemen hemen aynısıyla tepki verdi. Healy, Banda ve Slaughter, DEUK’a Britanya içinde yürütülen pratik çalışmanın bir yardımcı aracı gözüyle bakmaya başladılar. SLL’nin büyümesi giderek DEUK’un gelecekteki gelişiminin temeli olarak değerlendirildi. Bu, DEUK’un inşasının Britanya’daki hareketin kazanımlarını pekiştirip ilerletmenin önkoşulu olarak görmenin yerini aldı. DEUK’a ve onun küçük, siyasi deneyimi az şubelerine karşı tutumları, 1930’ların “büyük” Bağımsız İşçi Partisi’nin (ILP) Dördüncü Enternasyonal’e bakışındaki küçümsemeye benziyordu.

SLL’nin, Uluslararası Komite genelinde ve kendi saflarında merkezciliğe karşı kapsamlı bir mücadele yürütmeksizin OCI ile bölünmeyi aceleye getirmesi, Britanya işçi hareketinin kendiliğinden yükselişine bir uyarlanmayı temsil ediyordu ve Dördüncü Enternasyonal’i inşa etme mücadelesinden ciddi bir geri çekilmeye işaret ediyordu. On yıl önce yaptığı uyarıya rağmen SLL, Dördüncü Enternasyonal içinde merkezciliğe karşı siyasi mücadeleyi geliştirmeyi ve bu mücadelenin derslerini kendi kadrosunun siyasi eğitiminin temeli hâline getirmeyi başaramadı. Bu, daha kötü bir zamanda olamazdı. Tam da geniş yeni katmanlar SLL’ye katılmakta olduğu için, bu güçleri dünya Troçkist hareketinin tarihsel temelleri üzerine yerleştirmek ve revizyonizmin her biçimine karşı uzun soluklu ve devam eden mücadele ile yetiştirmek her zamankinden daha zorunluydu.

Bu geri çekilme, kaçınılmaz olarak SLL’nin elde etmiş olduğu kazanımları baltaladı. Yeni güçler büyük uluslararası ilkeler üzerine yerleştirilmedikleri ve dünya perspektifinin net bir kavrayışıyla sağlamlaştırılmadıkları için, parti içindeki ilişkiler kaçınılmaz olarak giderek daha pragmatik bir karakter kazandı; bu ilişkiler, anlık hedefler (“Muhafazakâr hükümeti devirin!”) etrafındaki sınırlı taktik mutabakatlar üzerine kuruldu. Dahası, siyasi açıdan netleşmemiş üyeler, farklı sınıf güçlerinin ruh halindeki değişimlere karşı savunmasız kalmışlardı; önderler ise önceki dönemin mücadelelerinin temel derslerini teorik olarak kavrayamadıkları için, bu güçlere uyum sağlamaya başlamışlardı.

Böylece çok kısa bir süre içinde SLL, 1971-73’teki dünya kapitalist krizinin patlamasıyla serbest kalan güçlü sınıf basınçları altında hızla merkezcilik yönünde ilerlemeye başladı. Healy önderliğinin 1961’de Dördüncü Enternasyonal’e verdiği sözü tutamamasının çok ağır bedeli buydu.

Daha fazlasını okuyun

Loading