Kürt mevsimlik tarım işçilerine saldırılar ve tribünlerde şovenist provokasyonlar

Kürt mevsimlik işçiler saldırılardan kaçarken kamyonetin arkasına saklanıyorlar. [Photo: X / @metinyoksu]

Ağustos boyunca futbol tribünlerinde yapılan şovenist gösterilere, Batı Karadeniz’deki Kürt mevsimlik tarım işçilerine yönelik fiziksel saldırılar eşlik etti.

Şırnak’ın Cizre ve Silopi ilçelerinden Zonguldak’ın Alaplı ilçesine bağlı Bektaşlı köyüne fındık toplamaya giden 70’ten fazla işçi ve aileleri, 22-23 Ağustos’ta iki gün içinde iki kez taşlı sopalı saldırıya uğradı.

Sosyalist Eşitlik Partisi – Dördüncü Enternasyonal ve Dünya Sosyalist Web Sitesi, bu faşizan saldırıları şiddetle kınıyor ve tüm işçileri sınıf kardeşlerini savunmaya çağırıyor.

Haberlere göre olay, “gençler arasında çıkan bir tartışma” ile başladı; ardından işçilerin kaldığı alan taşlandı ve köyden ayrılmak üzere yola çıkan araçları saldırıya uğradı. Sosyal medyaya yansıyan görüntülerde, kamyonet kasasında çocukların da bulunduğu işçilere kalabalık bir grubun saldırdığı görülüyor. Mezopotamya Ajansı’na ulaşan bir başka görüntüde saldırganların işçilere “Aç köpekler, memleketinizde iş yok mu?” diye bağırdığı duyuluyor.

Saldırıya uğrayan işçilerden Botan B., Amida Haber’e, jandarmanın köyde olduğunu, buna rağmen araçlarının taşlandığını belirtiyor ve “çok korktuk, büyük panik yaşadık,” diyordu. Saldırıların ardından işçiler ve aileleri Bektaşlı köyünde kalmak istemedi ve başka bir ilçeye geçmek üzere bölgeden ayrıldı.

Loading Tweet ...
Tweet not loading? See it directly on Twitter

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Şırnak milletvekilleri, yetkililerin kendilerine işçilerin güvenliğinin sağlandığını bildirdiğini, buna rağmen işçilerin akşam tarladan dönerken yeniden saldırıya uğradıklarını açıkladı. Gözaltına alınan dört kişinin savcılıkta ifade verdikten sonra adli kontrol şartıyla serbest bırakılması, cezasız kaldığı görülen bu tür şoven milliyetçi saldırıları yalnızca teşvik etmektedir.

Nitekim bu olayın ardından, Mardin’den Düzce’ye giden Kürt işçiler de saldırıya uğradı. Güvenlik kaygısıyla isimlerini vermek istemeyen işçiler, Mezopotamya Ajansı’na yaşananları aktardılar. İşçiler akşam kaldıkları evin bahçesinde otururken bir grubun aniden bahçenin yanına geldiğini, içlerinden birinin bıçak çekerek küfretmeye başladığını ve burayı terk etmeleri gerektiğini söylediğini belirttiler. İşçiler korktuklarını, polis çağırdıklarını ve gelen polislerin o kişiyi götürdüğünü aktarıyor. Düzce’de bıçak çeken ve yedi ayrı suç kaydı bulunan şüpheli tutuklandı. Ancak işçiler artık “her akşam yeni bir saldırı olacak diye” korktuklarını, bu yüzden oradan ayrılmayı düşündüklerini söylediler.

Bu olaylar, Ankara ile hapisteki Kürdistan İşçi Partisi (PKK) lideri Abdullah Öcalan arasındaki müzakerelerin devam ettiği ve bu ay parlamentoda bununla ilgili bir yasanın kabul edildiği koşullarda meydana geldi.

Hükümetin ve yetkililerin tepkisi, saldırıları önemsizleştirmeye çalışıyordu. Adalet Bakanı Akın Gürlek, Zonguldak’taki saldırıyı “münferit bir olay” ilan ederek kamuoyunu yalnızca resmî açıklamalara itibar etmeye çağırdı. Ardından Düzce’deki saldırı girişimi geldi.

Saldırıların “münferit” olmadığı futbol tribünlerindeki şovenist gösterilerle de açığa çıkıyor. Bu ay başlayan Türkiye Süper Ligi maçlarında ve 20 Ağustos’ta Trabzonspor’un Ferencváros ile oynadığı Avrupa Ligi maçında tribünlerde “Terörist Mecliste konuşma mı yapar?” sloganı ve Öcalan’a yönelik küfürler yükseldi.

Bu tezahüratla, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın faşist müttefiki Milliyetçi Hareket Partisi’nin (MHP) lideri Devlet Bahçeli’nin Ekim 2024’te müzakere sürecini başlatan “Öcalan gelsin Meclis’te konuşsun” açıklaması hedef alınıyor.

24 Ağustos’ta ise bu şoven tepki Kocaeli’de örgütlü bir provokasyon halini aldı. Kürt şehri Diyarbakır’ın bu sezon ilk kez Süper Lig’de mücadele eden takımı Amedspor’un deplasman maçı öncesinde, Kocaelispor tribünlerinden konuk taraftarlara doğru sarı torbalar sallandı. Devlet güçleri ile silahlı çatışmalarda öldürülen PKK militanlarının cansız bedenlerinin konulduğu sarı torbalara gönderme yapan bu hareket, açık bir ölüm tehdididir. Savcılık “halkı kin ve düşmanlığa tahrik” suçlamasıyla soruşturma başlattı; gözaltına alınan beş taraftar ev hapsi şartıyla serbest bırakıldı.

Amedspor ve taraftarları yıllardır bu tür saldırıların hedefi oluyor. Geçen sezon boyunca Kürt taraftarlar deplasmanlarda saldırıya uğrarken kulüp yüz binlerce liralık cezalar aldı.

PKK’nin silah bırakma sürecinin hukuki zeminini oluşturan “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun”, 10 Ağustos’ta mecliste ezici bir çoğunlukla kabul edildi. Erdoğan hükümetinin oluşturduğu kanun, Öcalan tarafından da onaylanmıştı.

Buna karşılık, daha önce MHP’den kopan İYİ Parti’nin yanı sıra Zafer Partisi ve benzeri aşırı sağcı ve şoven milliyetçi güçler, bunu “PKK’ye taviz” ve “af” olarak niteleyerek sürece sağdan karşı çıkıyor ve provokatif tepkileri teşvik ediyorlar.

Sosyalist Eşitlik Partisi ve Dünya Sosyalist Web Sitesi, başından itibaren Ankara-PKK anlaşmasının demokratikleşme ve barış iddialarıyla bir ilişkisi olmadığını açıkladı. Bu girişim, aslında bizzat Erdoğan’ın ve Öcalan’ın açıklamalarından da anlaşıldığı üzere, Türk ve Kürt egemen seçkinlerinin, Ortadoğu’da tırmanan savaşta ABD emperyalizmi önderliğinde bir ittifak kurmasını ve çıkarlarını ilerletmesini amaçlıyor. Erdoğan “iç cepheyi tahkim etmek”ten söz ederken, açıkça dışarıdaki savaşta güçleri birleştirmeyi ve içerideki toplumsal ve siyasi muhalefeti bastırmayı kastediyor.

Öcalan ve DEM Parti ile Erdoğan hükümeti arasında yürütülen müzakerelerde Kürt halkının varlığının ve haklarının tanınması söz konusu değildir. “Barış” ve “demokratikleşme” yönünde adımlar atacağı iddia edilen hükümet, aynı anda geriye kalan temel demokratik hakları ortadan kaldırıyor ve yoğun bir şekilde savaşa hazırlanıyor. Seçilmiş Cumhuriyet Halk Partili (CHP) belediye başkanlarına, Erdoğan’ın başlıca siyasi rakibi olan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’na ve CHP yönetimine yargı operasyonları düzenledi, yüzlerce NATO karşıtını hapse doldurdu ve işçi mücadelelerini şiddetle bastırıyor. Büyük şirketlere devasa bir servet aktarılırken tırmanan askeri harcamaların faturası işçi sınıfına kesiliyor.

Bizim bu anlaşmaya yönelik soldan muhalefetimiz, uluslararası işçi sınıfının çıkarlarına ve Kürt halkının temel demokratik haklarının tavizsiz biçimde savunulmasına dayanıyor ve sağdan gelen şoven tepkileri şiddetle reddediyor. Bu zehirli atmosferin ve şoven milliyetçiliğin tek panzehiri, işçi sınıfı enternasyonalizmidir.

Kapitalist sistemden kaynaklanan emperyalist saldırganlığın, diktatörlüğün ve toplumsal eşitsizliğin bölge ve dünya genelinde tırmandığı koşullarda, gerçek barış, demokrasi ve toplumsal eşitlik uğruna mücadelede ileriye giden tek yol, işçi sınıfını iktidarı almak ve bir Ortadoğu Sosyalist Federasyonu kurmak üzere uluslararası ölçekte birleştirecek devrimci sosyalist bir programdan geçmektedir. Sosyalist Eşitlik Partisi’nin uğruna mücadele ettiği program budur.

Loading