WRP Troçkizme Nasıl İhanet Etti?

Seçim Kampanyası

Dördüncü Enternasyonal’in Uluslararası Komitesi’nin (DEUK) Britanya şubesi İşçilerin Devrimci Partisi (WRP), 1985’te, uzun süreli bir yozlaşma sürecinin ardından Troçkizmden kesin olarak koptu. DEUK, Mayıs-Haziran 1986’da bir araya gelerek WRP’nin çöküşüyle ilişkili teorik, siyasal ve tarihsel meselelere yönelik geniş kapsamlı ve ayrıntılı bir çözümleme yaptı. “İşçilerin Devrimci Partisi Troçkizme Nasıl İhanet Etti 1973-1985”, hareketi yeniden silahlandırıp işçi sınıfı içinde devrimci bir önderlik inşa ederken kendisini bekleyen siyasi mücadelelere hazırlama yönünde atılan büyük bir adımdı. Bu dersler, uluslararası ölçekte DEUK’un yeni şubelerinin gelişmesi açısından yaşamsaldır.

Aşağıdaki yazı, Fourth International [Dördüncü Enternasyonal] dergisinin 13. cildinin 1. sayısının (1986 Yaz) on birinci bölümüdür. Dördüncü Enternasyonal’in tarihine ilişkin kapsamlı bir inceleme için ayrıca David North’un Savunduğumuz Miras eseri dikkatle incelenmelidir.

Birinci Bölüm - İkinci Bölüm - Üçüncü Bölüm - Dördüncü Bölüm - Beşinci Bölüm - Altıncı Bölüm - Yedinci Bölüm - Sekizinci Bölüm - Dokuzuncu Bölüm - Onuncu Bölüm

28 Mart 1979'da Muhafazakârlar, 55 yılı aşkın bir süre içinde ilk kez bir hükümeti düşüren gensoru önergesini sundular. Ondan yalnızca dört gün önce WRP nihayet olup biteni fark etti ve gecikmiş bir uyarı yayımladı: “Gerici güçler, işçi sınıfını yoksullaştırmak, örgütlerini ve temel demokratik haklarını ezmek için emsalsiz, topyekûn bir saldırıya hazırlanıyor.” (News Line, 24 Mart 1979)

Ancak aynı sayfada, Genç Sosyalistlerin 19. Yıllık Konferansı için yayımlanan ön sayfa ilanında göze çarpan slogan şuydu: “İşçi Partisi Hükümetini Devirin.”

Banda tarafından kaleme alınmış olan ve “Mart İdusu gerçekten üzerimize çöktü,” diyen konferans kararı şunu ilan ediyordu:

Bu grotesk İşçi Partisi hükümeti maskaralığının sürdürülmesinden yana olanların hepsi artık tamamen maskelerini düşürmüş durumdadır. WRP’nin ve Genç Sosyalistlerin, iktidar mücadelesinin bir parçası olarak İşçi Partisi hükümetini devirme politikası tartışmasız biçimde haklı çıkarılmıştır. Ancak Muhafazakârların kendi gerici ve sapkın biçimleriyle uyarılarımızı bin kat doğrulamış olmaları bize herhangi bir tatmin vermemektedir. (News Line, 26 Mart 1979)

Banda’nın Churchillvari retoriği bile WRP’nin politikalarının feci biçimde çığırından çıktığı gerçeğini gizleyemiyordu. Banda bir miktar pişmanlıkla şunu kabul ediyordu: “İşleri yok edenlerden ve ücret kıyıcılarından oluşan Callaghan hükümetinin, 1974 Ocak’ında Heath’e yapıldığı gibi, işçi sınıfı tarafından devrilip ondan hesap sorulması çok daha tercih edilir olurdu.” (Age.)

Gerçekte çok daha tercih edilir olan, WRP’nin 1975'ten itibaren İşçi Partililere karşı Troçki tarzında mücadele etmesiydi; yani ateşini, Muhafazakârlara kapıları açtıkları için İşçi Partisi hainleri üzerine yoğunlaştırarak, sol lafazanlardan Callaghan ile ilişkilerini koparmaları ve sağ kanadı kovmaları talebinde bulunarak, İşçi Partisi’nin yerel şubelerinde Muhafazakâr yanlısı İşçi Partililere karşı sürmekte olan mücadelelere müdahale ederek ve işçi sınıfını geçiş talepleri temelinde sistematik olarak seferber ederek. Böyle bir politika, partinin, İşçi Partisi militanlarının ve bir bütün olarak işçi sınıfının gözündeki itibarını ölçülemeyecek kadar artırırdı.

Kararın moral çöküntüsü, Muhafazakâr zaferini kesin kabul etmesinde ve işçi sınıfını Muhafazakârları durdurmaya ve İşçi Partisi’ne oy vermeye çağırma zahmetine bile girmemesinde kendini gösteriyordu.

Ardından WRP’nin siyasi çizgisinde bir kayma daha yaşandı. Önceki tüm çizgilerinin Muhafazakârların parlamento darbesiyle itibarını yitirdiğini fark eden WRP önderleri, Thatcher’ın kazanmasının bir önemi olmadığını iddia ederek üyelerinin ve işçi sınıfının gözünü boyamaya çalıştılar. Çeşitli revizyonist grupları, akıl almaz bir safsatayla, Muhafazakâr bir hükümetin İşçi Partisi hükümetinden daha kötü olacağını söyledikleri için kınadılar:

Bugün Britanya’da belirleyici olan, Thatcher ve Joseph’in Callaghan ve Healey’den daha fazla öznel olarak işçi sınıfından nefret edip etmediği ve dolayısıyla işçilere saldırmaya daha istekli olup olmadığı değildir.

Belirleyici etken, nesnel dünya krizi ve bunun Britanya kapitalizmi üzerindeki etkisidir. Yaklaşan genel seçimi kim kazanırsa kazansın, Britanya’da sahne iç savaş için hazırlanmıştır.

Tüm revizyonistlerin yaptığı gibi, işçilere yönelik büyük saldırıların yalnızca Muhafazakârlar kazanırsa gerçekleşebileceğini ve İşçi Partisi kazanırsa işçilerin görece güvende olacağını iddia etmek, işçi sınıfını önündeki mücadelelere hazırlıksız bırakmak demektir.” (News Line, 7 Nisan 1979)

Bu akıl yürütme biçimi Marksizmin bir karikatürüydü. Sınıf mücadelesinin kendini dışa vurduğu siyasi biçimlerin nesnel önemi göz ardı ediliyordu. Bir Troçkist şunu savunurdu: “Thatcher ile Callaghan arasındaki öznel benzerlikler ne olursa olsun, Muhafazakârların yeniden iktidara gelip Heath’in başlattığı işi tamamlamalarına izin vermemeliyiz. Callaghan bize ihanet etmiş olsa da onu kendi zararımıza cezalandırmanın bir anlamı yok. Her şeyin bir sırası var. İşçi sınıfını devrimci bir program temelinde Muhafazakârları dışarıda tutmak için seferber etmeliyiz. Sosyal demokratların işçilerin moralini bozma girişimini, İşçi Partisi’ne kitlesel ama eleştirel bir oy çağrısı yaparak boşa çıkarmalıyız. Bu, kapitalizme bir darbe vuracak ve sosyal demokrat hainlerin bir daha geri dönüşü olmayacak biçimde teşhir edilmesi için en uygun koşulları yaratacaktır.”

WRP bu türden hiçbir şey söylemedi. Bunun yerine News Line açıklaması şöyle devam ediyordu: “Çok sayıda işçinin seçimde, işlerinin ve yaşam koşullarının bir başka İşçi Partisi hükümeti tarafından korunabileceği umut dolu beklentisiyle İşçi Partisi’ne oy vereceğini biliyoruz. İşçilerin çıkarları bu şekilde korunamaz.”

Peki, WRP ne öneriyordu? WRP, “sosyalist ilkeler” ileri sürmek için 60 aday çıkardı; yani işçi sınıfını seferber etmeye yönelik gerçek bir siyasi strateji yerine bir propaganda sapması sundu. Parti bayrağı altında aday çıkararak yapılacak bir seçim müdahalesi ancak bu kampanyanın İşçi Partililerini teşhir ederken ve işçileri bu reformistlerle kaçınılmaz devrimci hesaplaşmaya hazırlarken, işçi sınıfını Muhafazakârlara karşı seferber etme mücadelesine dayandırılması halinde etkili olabilirdi.

Siyasi bilince sahip her işçinin anlayabileceği bu açık devrimci çizgide mücadele etmek yerine, WRP’nin müdahalesi siyasi kaçamağın ve muğlaklığın bir örneğiydi:

İşçilerin Devrimci Partisi bu genel seçime, işçileri Callaghan’ın, Foot’un ya da Benn’in arkasına toplamak için değil, iktidar mücadelesini örgütleme perspektifimizi ileriye taşımak için katılmaktadır.

WRP çizgisinin temel içeriği, yani sosyal demokratlarla Muhafazakârlar arasında fark olmadığı tezi, Troçki’nin Hitler’in zaferinden önce Stalinistlere karşı mücadelesinde irdelediği aynı kaba hatayı yeniden üretiyordu. Faşizm ve sosyal demokrasi burjuvaziye hizmet ettiği sürece ikisi arasında bir fark olmadığına dair Stalinist argümanı yanıtlayan Troçki şöyle yazmıştı:

Bu Stalinist felsefenin özü son derece açıktır: mutlak çelişkinin Marksist inkârından, çelişkinin genel inkârını, hatta göreli çelişkinin inkârını çıkarmaktadır. Bu hata kaba radikalizmin tipik özelliğidir. Zira demokrasi ile faşizm arasında, burjuva egemenliğinin biçimi alanından bile herhangi bir çelişki yoksa, o zaman bu iki rejim açıkça birbirine denk olmalıdır. Buradan şu sonuç çıkar: sosyal demokrasi = faşizm. (Germany 1931-1932, New Park, s. 63)

WRP önderleri ancak arada sırada ve seçim açıklamalarının derinliklerine gömülmüş biçimde İşçi Partisi’ne oy çağrısında bulundular. Ama aşırı sol biçimin içinde filizlenmekte olan oportünizmin tohumları çoktan boy vermeye başlamıştı. Oylamanın sonucunun hiçbir önemi olmadığını ve iç savaşın yakın olduğunu defalarca ilan ettikten sonra WRP, seçim günü şaşırtıcı bir biçimde işçilere ve orta sınıfa, “Muhafazakârlığa seçimle ölümcül darbe [!] vurmaları” için kitlesel katılım çağrısı yaptı. (News Line, 3 Mayıs 1979)

Ardından Thatcher’ın sendikaları ve işçi sınıfının temel haklarını yok etme niyetinde olduğu uyarısında bulundu. Bu tehdide karşı caydırıcı olarak News Line, 60 adayına işaret ederek şöyle dedi: “Bir hükümet kurmaya yetecek sayıda olmasa da kapitalizmin dünya ekonomik krizine ve bunun iflas etmiş Britanya’daki tezahürüne karşı açık bir sosyalist politika alternatifi sunuyoruz.” (Age.)

Peki işçiler, işçi hareketinin yok edilme tehdidini barındıran ve eli kulağında görünen Muhafazakâr zaferi karşısında ne yapmalıydı? Bunun için şu şaşırtıcı perspektif sunuldu:

Bir sonraki genel seçimde, ne zaman olursa olsun, bir hükümet kurmaya yetecek sayıda aday çıkarmak için çalışacağız.

Bu, öylesine söylenmiş bir söz değildi: Thatcher hükümeti gerçeğiyle karşı karşıya kalan dört yıllık aşırı solculuk denemesi feci bir şekilde çökmüş ve Healy, oportünist bir paraşütle atlamıştı. 1975’ten 1979’a kadar geçen dönemin en belirgin özelliği hem Britanya’da hem de uluslararası düzeyde işçi sınıfından yüz çevirme olmuştu. Daha sonra göstereceğimiz gibi, WRP Britanya dışındaki çalışmalarında proleter olmayan ve gerici güçlerle çoktan oportünist ilişkiler geliştirmekteydi. Britanya içinde de benzer bir kayma, bir süreliğine aşırı sol demagojiyle gizlenmiş olsa da, iyice hazırlanmış durumdaydı.

Daha fazlasını okuyun

Loading